“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa asıl olan dünyayı değiştirmektir.” Marksizmin ustaları bu sözlerle devrimci değişimi, bazen yorumlamanın önüne koydular.

Oysa bugün değiştirme gayretleri bir yana, dünyayı yorumlamanın hakkı yeterince verilmiyor. Dünyayı yorumlamadan yani “devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz.”

Marks ve Lenin düşüncesinin parlayan kılıcı, yaşanan teorik düğümleri bir kez daha kesip atmalıdır. Bir kez daha sınıf savaşımının yolunu, aklın ışığı aydınlatacak.

Daima diyoruz.

Bilmenin ve uygulamanın, öğrenmenin ve mücadele etmenin daima süreceğini ilan ediyoruz.

İlk sayısını 2011 yılında basılı formda yayınladığımız Daima dergisini yeni iletişim koşullarına uyarladık.

Web sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda önceki iki sayımızda yayımladığımız yazılarımıza ulaşabilirsiniz. Onlar hala güncelliğini koruyor. İlk sayımızda krizi incelemiştik. İkinci sayımızda ise seçimleri ele aldık.

Bundan sonra yolumuza dosyalar hazırlayarak devam etmeyeceğiz. Hızla gelişen olayları Marksizmin ve Leninizmin ışığı altında sıcağı sıcağına yorumlayacağız.

Hem kuramsal boşluğu dolduracağız hem de yeni Marksist Leninist kuşakların yetiştirilmesine katkı sunacağız.

Teorinin grisini yaşamın yeşiliyle buluşturmak dileğiyle…

Daima Dergisi Yazı Kurulu

Gezi Direnişi

Anca Beraber Kanca Beraber

,
28 Nisan 2013

Bu yazı 23 Eylül 2014 tarihinde Yarın Haber’de yayımlanmıştır.

Gezi’de evet bir park savunuldu namerte karşı ama sadece “Taksim yereli” Taksim’deki bir parkı savunmadı. Bütün memleket birleşip tek bir parkı savundu. Bu başarıldığı için bütün parklar savunulabilmiş oldu neredeyse.

Tek bir noktaya odaklanıldığı için baskıcılığın kalın çelik yüzeyi delinip geçildi. O güne kadar çizik atabiliyorduk. Buna baskıcı AKP şaşırdı, biz bile şaşırdık.

Bu sefer, “gemisini kurtaran kaptan” değildi yani. Gemiyi kurtaran birleşmiş bütün halkın gücüydü.

“Yerelini kurtaran kaptan” olunması halinden kurtulmuş olduk böylelikle.

Gezi Direnişi’nin başarısının formülünün sırlarını öğrendikçe her şeyi anlayabiliyoruz.

Bir kum tanesini anlayan, bütün evreni anlar.

Solun herkesi sürekli “yerelini kurtaran kaptan” olmaya davet etmesi, kendi yanılmışlığı içerisinde bocalamaya devam etmesidir. Gerçek bir sol siyaset geliştirme yükümlülüğünü, tamamen omuzlarından attığı için hep bunu önermektedir.

Kolaya alışmıştır.

Benim adım Hıdır bildiğim budurcudur.

Gezi Direnişi’ndeki kum taneciğinin moleküler yapısını çözenler ise bu hafta sonu Ankara’da buluştu.

Müthiş aydınlık bir toplantıydı.

Dört bir yandan birleşen kocaman bir masanın etrafındaydı herkes.

Masa azamiydi ve azami olmalıydı. Masa ne kadar azami olsa yetmezdi. Herkes masayı en maksimuma çıkarmaya çalışıyordu. Herkes yaşadığımız tarihten dersler edinmişti.

Mücadele hedeflerimiz ise asgariydi.

Bir bıçağın ucu gibi keskin ve ince.

O bıçak sayesinde AKP’nin bütün bir ülke ve Ortadoğu üzerine örtmeye çalıştığı kefen bezini kesip atacaktık.

Mahşeri mitinglerle savaşa karşı yüzbinlerin kükreyişi gözümün önüne geldi.

Cumartesi Anneleri’ne gidip ağlama anne diyecektik.

Gönüllerince okusun diye çocuklarımızın tıkıştırılmak istendiği okulları bizler işgal edecektik.

Sınırlarımızda bekletilen yorgun kardeşlerimizi, dikenli telleri aralayıp içeri çekebilecektik.

Tozlu gözlerinden öpecektik.

İşçi kardeşlerimizin kılına zarar gelse bakanı yakasından tutup koltuğundan indirecektik.

Bir kadına kıymaya kalkanı taş kestirecektik.

Biz artık buyduk.

*

Efendim ve fekat birlik olunca sorun da olabiliyor.

Tabi efendim ama siz karpuz-kavun gibi yatarken memleketteki hiç sorun kalmıyor değil mi?

Sorunlar, sizin tabirinizle “sıkıntılar” bilgisayar oyunlarındaki gibi puf diye yok oluyor.

Olamazsa yeniden başlanabilir.

Çok can sıkılması yaşanırsa komik kedi videosu izlenebilir. Nihilist aforizmalar yazılabilir.

Çok dara düşülürse hemen bir Che fotoğrafı da koyulabilir profil resmimize.

O ibadet bize yüz sene yeter.

Gel keyfim gel.

Bu keyifli insanların dönemi kapanıyor işte.

Keyifli olacaksak hep birlikte keyifli olacağız. Kan ter içinde kol kola, iç içe ve örgütlü bir mücadele vereceğiz. Kazanırsak hep beraber keyifleneceğiz. Dövüşerek kaybedersek bileneceğiz. Hükmen yenik sayılmayacağız ama artık.

Bundan böyle, anca beraber kanca beraberiz.

Bundan böyle, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içiniz.

SON GÖNDERİ