“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa asıl olan dünyayı değiştirmektir.” Marksizmin ustaları bu sözlerle devrimci değişimi, bazen yorumlamanın önüne koydular.

Oysa bugün değiştirme gayretleri bir yana, dünyayı yorumlamanın hakkı yeterince verilmiyor. Dünyayı yorumlamadan yani “devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz.”

Marks ve Lenin düşüncesinin parlayan kılıcı, yaşanan teorik düğümleri bir kez daha kesip atmalıdır. Bir kez daha sınıf savaşımının yolunu, aklın ışığı aydınlatacak.

Daima diyoruz.

Bilmenin ve uygulamanın, öğrenmenin ve mücadele etmenin daima süreceğini ilan ediyoruz.

İlk sayısını 2011 yılında basılı formda yayınladığımız Daima dergisini yeni iletişim koşullarına uyarladık.

Web sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda önceki iki sayımızda yayımladığımız yazılarımıza ulaşabilirsiniz. Onlar hala güncelliğini koruyor. İlk sayımızda krizi incelemiştik. İkinci sayımızda ise seçimleri ele aldık.

Bundan sonra yolumuza dosyalar hazırlayarak devam etmeyeceğiz. Hızla gelişen olayları Marksizmin ve Leninizmin ışığı altında sıcağı sıcağına yorumlayacağız.

Hem kuramsal boşluğu dolduracağız hem de yeni Marksist Leninist kuşakların yetiştirilmesine katkı sunacağız.

Teorinin grisini yaşamın yeşiliyle buluşturmak dileğiyle…

Daima Dergisi Yazı Kurulu

Gezi Direnişi

Onlara Her Şey Gezi’yi Hatırlatıyor

,
12 Mayıs 2013

Bu yazı 4 Eylül 2013 tarihinde Yarın Haber’de yayımlanmıştır.

“Yağmurdan Önce” diye bir film vardı. Anlatmakla bitirilmez.

Bahçede domatesleri toplarken sinekler tarafından bunaltılan bir çocuğu görüyorduk filmde. Yanına gelen yaşlı adam şöyle diyordu “yağmur yaklaşırken daha çok ısırırlar”.

Başbakan her gün çıkıp Gezi Direnişi’ni sürdürme niyetinde olanlara tehditler savuruyor. Daha fazla ısıracağını söylüyor. Ne diyelim ısırsın bakalım. Isırsın, zulmü artsın ki çabuk yıkılsın.

Yani çok ısıran sinek kendini kurtaramaz.

Olan olmuştur.

Bu ülke o yağmurun yağmasını 12 Eylül’den beri bekliyor.

Ve çiseledi.

Ve gök gürledi.

Artık dönüşü yok bunun.

Neden böyle diyorum? Bir tarihselliğe oturtmak için.

Mısır’da da insanlar meydanlara dökülmüştü Mübarek’i devirmek amacıyla. Onlar da çiseledi. Hatta yine meydanlara çıkıp eylem yaptıklarında yine çiseliyorlardı. Yağamadılar.

Ama ne oldu? Televizyonda konuşan bir AKP yandaşı gözlerini kocaman kocaman açarak şöyle diyordu: Tahrir’de meydanlara dökülenler, ayaklanmanın tadını aldılar. Yine yapacaklardır.

Ayaklanmanın “tadı alınabilecek, tatlı bir şey” olduğunu kendisi de kabul ediyor bu arada.

Beyefendi tatlı şeyleri halkın keşfetmesinden ve denemesinden hiç memnun değil. Tatlı şeyleri hep AKP yandaşları bilmeli ve yutmalı diye düşünüyor. Tatlı şeyler onlara helal, halka haram.

Yani? Halk tatlı, iyi, doğru ve güzel olanın ne olduğunu yeniden hatırladı.

Her yer Mısır gibi olacak bundan sonra.

Doğrusu bulunana kadar ayaklanma çıkacak.

Her yer Taksim, her yer Tahrir ve her yer ayaklanma olacak.

O sloganı boşuna atmıyoruz.

Bu iş devam edecek.

Her yer Taksim, her yer direnişle kalmayacağız; daima Taksim, daima direniş olacak.

Gezi bir isyan parolasıydı.

Gezi bir isyan provasıydı.

Gezi bir çiseleyişti.

Ama şuna emin olunuz. Bulutlar dolu, toprak dolu.

Nereyi kazarsak su kaynayıp çıkacak.

Merdivenleri renkli boyasak su fışkıracak.

İnsanlar sadece durup gökyüzüne baksa yine öyle.

Maça gitsek 34’üncü dakika gelse öyle.

Yani? Her yer dolmuş, her yerden halkın öfkeli sesi patlıyor.

Hükümet ve başbakan her an sinirleniyor.

Çok severek söyledikleri o şarkının “bana her şey seni hatırlatıyor” bölümü, Gezi Direnişi’yle ilgili yaşadıkları psikolojik travmanın tam bir tanımı. Onlara her şey Gezi’yi hatırlatıyor artık.

Çiselediysek yağmamak olmaz.

Bu daha başlangıç.

Bu daha ne ki?

Size sadece her şeyde Gezi’yi hatırlatmakla kalmayacağız.

Her şeyde ve her yerde kabusunuz olacağız.

Evet evet. Kabusunuz geri gelecek.

Dünya Barış Günü’nde yine ortaya çıktık.

Bu sefer toprağı kazıp, forumlarda örgütlenip, politik kararlar alarak biz yarattık o eylemi.

Demek ki suyu bulabiliyoruz, suyu biriktirebiliyoruz, suyu işleyebiliyoruz.

Birleşmeye, fikir ve eylem üretmeye devam.

SON GÖNDERİ