“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa asıl olan dünyayı değiştirmektir.” Marksizmin ustaları bu sözlerle devrimci değişimi, bazen yorumlamanın önüne koydular.

Oysa bugün değiştirme gayretleri bir yana, dünyayı yorumlamanın hakkı yeterince verilmiyor. Dünyayı yorumlamadan yani “devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz.”

Marks ve Lenin düşüncesinin parlayan kılıcı, yaşanan teorik düğümleri bir kez daha kesip atmalıdır. Bir kez daha sınıf savaşımının yolunu, aklın ışığı aydınlatacak.

Daima diyoruz.

Bilmenin ve uygulamanın, öğrenmenin ve mücadele etmenin daima süreceğini ilan ediyoruz.

İlk sayısını 2011 yılında basılı formda yayınladığımız Daima dergisini yeni iletişim koşullarına uyarladık.

Web sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda önceki iki sayımızda yayımladığımız yazılarımıza ulaşabilirsiniz. Onlar hala güncelliğini koruyor. İlk sayımızda krizi incelemiştik. İkinci sayımızda ise seçimleri ele aldık.

Bundan sonra yolumuza dosyalar hazırlayarak devam etmeyeceğiz. Hızla gelişen olayları Marksizmin ve Leninizmin ışığı altında sıcağı sıcağına yorumlayacağız.

Hem kuramsal boşluğu dolduracağız hem de yeni Marksist Leninist kuşakların yetiştirilmesine katkı sunacağız.

Teorinin grisini yaşamın yeşiliyle buluşturmak dileğiyle…

Daima Dergisi Yazı Kurulu

Gezi Direnişi

Şapkamızın Altından Çıkalım

,
13 Mayıs 2013

Bu yazı 21 Ağustos 2013 tarihinde Yarın Haber’de yayımlanmıştır.

Sol, Gezi direnişinin birleştirerek lokalliği aşan özelliğine ısınamadı.

Birlik birlik deniyordu, birlik sağlandı işte. Ama yine kimse mutlu değil.

Sol yine eski günlerdeki gibi olsun istiyor.

İşler kapı arasında konuşulsun. Hep aynı kişiler konuşsun.

Görece kuvvetli hiçbir sol akım örneğin forumların gelişmesini istemiyor. Niye kendi ellerimle kendime alternatif yaratayım diyor. Eğer gelişmesine destek çıkmazsam sönümlenir, herkes de her zaman olduğu gibi benim mevcut halime eyvallah der. Tıpış tıpış bana gelir.

Çook eskiden Öztürk Serengil’in bir lafı vardı, “Şepkemin altındayım” diye.

Evet herkes şapkasının altında.

Hiç kimse şapkasının altından çıkmıyor.

Hiç kimse forumları en büyük şemsiyemiz olarak görmüyor.

Mesele bu.

*

Görmezse ne olur?

Ne oluyor? Benim TOMA’m bana sıkıyor.

Yani benim TOMA’m kendi ayağına sıkmış oluyor.

Sol hepimizi ilerletecek olanı geliştirmekten geri duruyor ve kendini akamete uğratıyor.

*

Forumlar politika yaparak ve bunu yapabilmek için organlar yaratarak önünü açabilir.

Ama en olmayacak kavramları konuşuyoruz.

Organlar yaratmak için seçim yapmak istediğimizde, gönüllü olmak usulüyle bunu halledebiliriz deniyor.

İyi güzel de bir görevi yürütmenin şerefine iki kişi gönüllü olduğunda ne yapacağız?

Eğer akli melaikelere önem veriyorsak konunun burada aydınlanmış olması lazım ama bu tartışma sonsuza kadar yapılabiliyor.

Bir görevi üstlenmek için sadece bir insanın gönüllü olması yeterli olmaz başkalarının gönlünü de yanına alması gerekir. Başkalarının gönül rızası alınmadan zorla gönüllü olunması mümkün değildir.

*

Forumlardaki insanlar eğitim verilmesi gereken ilkokul çocukları değildir.

Forumlardaki insanlarla ancak ve ancak birlikte politika yapılabilir.

Po-li-ti-ka.

Politika kötü bir şey değildir. Didaktik olmak kötüdür.

Politika çok solcu olanların bekleşen bir topluluğa bilgi vermesi değildir. Kimsenin örneğin Gezi direnişinin gelecekte yapması gereken işlerle ilgili hazır bir reçetesi yoktur cebinde. Bu çıkartılıp da anlatılacak değildir. Bu herkesle birlikte tartışılarak bir güçler dengesinin elverdiği sonuç olarak bulunulacaktır.

Böyle bir reçete ya da böyle bir ansiklopedi olsa da zaten bunun tutulup anlatılması sonuç vermez.

Sıkıcı olur. Tepeden olur. Ayıp olur.

Gezi direnişinde herkesin o kadar hikayesi ve bilinci oluşmuştur.

İnsanlar sadece koşmaz düşünürler de aynı zamanda.

*

Forumlar şöyle olsun, forumlar böyle olsun.

Asıl sorumuz ve sorunumuz şu: Forumlar yaşayacak mı?

Yüreğimiz biraz bunun için titresin.

Forumlar yaşayamazsa sade bir Gezi direnişçisinin gideceği bir ev yok demektir.

Bu “başlangıçta forum yoktu zaten?” gibi düşünülmez. Başlangıçta yoktu ama sonunda olmalıdır.

Forumlar olmazsa söz, yetki, karar ve iktidar halkta olamayacaktır.

SON GÖNDERİ