“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa asıl olan dünyayı değiştirmektir.” Marksizmin ustaları bu sözlerle devrimci değişimi, bazen yorumlamanın önüne koydular.

Oysa bugün değiştirme gayretleri bir yana, dünyayı yorumlamanın hakkı yeterince verilmiyor. Dünyayı yorumlamadan yani “devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz.”

Marks ve Lenin düşüncesinin parlayan kılıcı, yaşanan teorik düğümleri bir kez daha kesip atmalıdır. Bir kez daha sınıf savaşımının yolunu, aklın ışığı aydınlatacak.

Daima diyoruz.

Bilmenin ve uygulamanın, öğrenmenin ve mücadele etmenin daima süreceğini ilan ediyoruz.

İlk sayısını 2011 yılında basılı formda yayınladığımız Daima dergisini yeni iletişim koşullarına uyarladık.

Web sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda önceki iki sayımızda yayımladığımız yazılarımıza ulaşabilirsiniz. Onlar hala güncelliğini koruyor. İlk sayımızda krizi incelemiştik. İkinci sayımızda ise seçimleri ele aldık.

Bundan sonra yolumuza dosyalar hazırlayarak devam etmeyeceğiz. Hızla gelişen olayları Marksizmin ve Leninizmin ışığı altında sıcağı sıcağına yorumlayacağız.

Hem kuramsal boşluğu dolduracağız hem de yeni Marksist Leninist kuşakların yetiştirilmesine katkı sunacağız.

Teorinin grisini yaşamın yeşiliyle buluşturmak dileğiyle…

Daima Dergisi Yazı Kurulu

Gezi Direnişi

Anlamak ve Değiştirmek

,
19 Mayıs 2013

Bu yazı 16 Temmuz 2013 tarihinde Yarın Haber’de yayımlanmıştır.

Ey Başbakan,

Ali İsmail Korkmaz kardeşimizin hayatını kaybetme şeklini izlemiş olman lazım. Ama bir kere daha izle. Tekrar tekrar izle. Üst üste izle.

Orada gördüğün “Kuzuların Sessizliği” filmindeki Hannibal gibi adamlara iyi bak.

Gezi Parkı direnişinde, bütün İstanbul halkına zulmeden polise, destan yazdı dedin. 

Bu eli sopalı izbandutlar da, gururlandırıyor mu seni?

Bir 19 yaşındaki Ali İsmail’in yüzüne bak, bir de o karanlık geceye.

Bu vebali de mi alıyorsun?

Ali İsmail’in kaç gündür bir türlü tespit edilmeyen, yargı önüne çıkarılamayan faillerinden sadece bir tanesinin gözaltına alınması ve aynı gün içerisinde salıverilmesi haberiyle anladık ki, bırak vebali almayı,  bu kararları sen veriyorsun.

İki polisin arasındaki zanlının, o iki polisle bütünleşik halini, yüz ifadesini görünce anladık.

Her seferinde senin halkı kandırılabilir görmen, sen ne söylersen yutar sanman nasılsa, aynen öyle davranan bir mahkeme, bir hakim olabildiğini bir kez daha görünce anladık.

O görüntülerde hepsinin aynı standartta olan sopalarını ve aralarından gelip geçen apaçık resmi kıyafetli polisleri görünce anladık.

Bir değil, iki değil, Gezi direnişi süreci boyunca halka karşı suç işlemiş olan polisi, sivili, palalıyı, sopalıyı, bütün faşistleri hiçbir biçimde yargılamamandan anladık.

Eskiden faili meçhuller olurdu, benim zamanımda olmuyor diyorsun ya sen, senin zamanın da “faili serbestler” ülkesi olmamızdan anladık.

Taksim Dayanışması’na hukuksuz uyguladığın gözaltı için süre üzerine süre alırken, bu insanlık suçlularını büyük bir aceleyle salıvermenden anladık.

Mısır’da, gerçek bir darbe söz konusu olduğu halde, Tahrir’e ve Adeviye’ye; her iki meydana da kucak açarak konuşuyorken, Türkiye’de darbe olmayan bir ortamda halkın yarısını yok saymandan ya da düşman varsaymandan anladık.

Ölenlere, yaralananlara, günleri-geceleri, geleceği çalınanlara, bayrak sattığı için tutukladığın kardeşimizin rızıksız kalan çocuklarına, bir gram acımamandan anladık.

Hepsini hepimiz anlıyoruz, aptal değiliz Başbakan.

Ve bütün bunları çok iyi anlayan bir halk var; Antakya halkı.

Bu sefer Antakya halkı “anlamayı, değiştirmeye” doğru taşıyor. Çok yüksek düzeyde bir direnişle. Yerli üretimlerini, zulmü durdurmanın silahı kılarak. Meşhur zeytinyağlarını, evrensel bir direnişe katıyorlar.

Çok evladını kaybetti Antakya halkı. Gezi direnişinde ve öncesinde.

Senin Suriye politikalarının yaktığı kibritin yanan ucu onlar. Çok öfke birikiyor orada da. İstanbul halkının boğaz köprüsünü yürüyen öfkesine, sınırın bir ucundan kardeş geliyor.

İstanbul’da o günkü haliyle patlamalı değilse de, sanma ki bitti o öfke ve cesaret. Forumlarda başka türlü akıyor, Gezi Parkı’nda dolaşıyor, her hafta meydanlarda birikiyor, yeryüzünde bütün kardeşleriyle iftar yapıyor o su, devam ediyor. Antakya halkını aynı hararetle kucaklıyor.

Şüphesiz, Gezi direnişinde daha öğreneceğimiz çok şeyler olacak. Bugün bilemediğimizi devam ettikçe anlayacağız. Mutlaka yeni yollar açılacak.

Biz bunu da anlamış bulunuyoruz.

Peki, bütün bu olanlardan sen şimdiye kadar ne anladın Erdoğan?

SON GÖNDERİ